| English | Türkçe | | nonsense | (i.) saçma şey, boş laf; önemsiz şey. nonsense verses eğlence için yazılmış saçma mısralar, anlamsız şiir. talk nonsen... |
| | stratus | i. (çoğ., -ti) katmanbulut, stratus.... |
| | port | i., f., den. geminin sol veya iskele tarafı; f. dümeni iskeleye kırmak; iskeleye dönmek (gemi). Helm to port Dumeni i... |
| | psychopathology | i. akıl hastalıkları ilmi, psikopatoloji.... |
| | surmount | f. üstün gelmek, baskın çıkmak, galebe çalmak, hakkından gelmek.... |
| | sound | s., z. sağlam, kusursuz; sıhhatli, salim, esen; emin, emniyetli; doğru, sahih; iyi, tam; mükemmel; derin (uyku); geçer... |
| | sycee | i., sycee silver Çin'de para yerine tartı ile verilen halis gümüş külçe.... |
| | sparable | i. kundura veya çizme ökçesine çakılan ufak başsız çivi.... |
| | fermata | (i)., (müz). durak ve uzatma işareti.... |
| | imagination | hayal gucu muhayyile imgelem hayal tasavvur kuruntu |
|
|