eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-call (i). bağırma, çağırma, bağırış, haykırma; ötüş ötme (kuş); boru (avcılıkta); boru sesi; kısa ziyaret, kapıdan uğrama; celp, davet, çağrı; lüzum ihtiyaç; hak iddia etme, talep etme; yoklama. call girl fahişe.calling card kartvizit. call letters radyo istasyonlarını belirten harfler. call number kütüphanelerde kitapları sınıflandıran numara. close call dar kurtulma. direct call ara santralsız konuşma. local call şehir içi konuşma. long distance call şehirlerarası konuşma, milletler arası konuşma. on call hazır. person to person call ihbarlı konuşma, davetli konuşma. reversed-charges call ödemeli konuşma. station to station call normal konuşma, santral aracılığıyla konuşma. toll call ücrete tabi konuşma. trunk call şube hattı vasıtasıyla konuşma. within call seslenildiği zaman duyulabilecek uzaklıkta. put a call through telefon etmek.There is a call for you.Sizi telefondan arıyorlar.
2-call f bağırmak, seslenmek, çağırmak; davet etmek, ilân etmek; bağırarak ilgi çekmek; çağrıda bulunmak, haber vermek (kongre, toplantı); telefon etmek; isimlendirmek, hitap etmek;... olarak kabul etmek; haykırmak; ilgi çekmek için yüksek sesle konuşmak; uğramak; telefonla aramak; iskambil istemek.call at uğramak. call attention to dikkatini çekmek. call back geri çağırmak; arayan kimseye telefon etmek. call down niyaz etmek; (k).dili azarlamak. call for istemek; gerekli olmak. call forth ortaya çıkmasına sebep olmak. call in toplamak (para, borç). call into question yalancı çıkarmak. call off çevirmek; yüksek sesle okumak; iptal etmek. call out yüksek sesle konuşmak; işbaşına çağırmak; greve çağırmak. call to mind hatırlamak, hatırlatmak. call to order münazara kurallarını uygulatmak. call up hatırlamak; askeri vazifeye çağırmak; telefon etmek.
3-calla (i). kallâ zambağı, (bot). Zantedeschia aethiopica.
4-callboard (i). ilân tahtası.
5-callboy (i). otel uşağı.
6-caller (i). misafir; çağıran kimse; oyunu idare eden kimse.
7-calligraphist (i). hattat.
8-calligraphy (i). el yazısı, hüsnühat, hattatlık.
9-calliope (i). çoğunlukla sirklerde kullanllan ve buhar ile çalınan org. c
10-callosity (i). nasır tutma, nasırlı bir halde olma; nasır; hissizlik.
11-callous (s)., (f). katı, hissiz; nasırlı, nasır tutmuş; (f) nasırlanmak. callously (z). umursamayarak, aldırış etmeden, hissizce. callousness (i). hissizlik, aldırış etmeyiş.
12-callow (s)., (i). toy, tecrübesiz; tüyleri bitmemiş (kuş); basık; (i) basık arazi. callowness (i). toyluk, tecrübesizlik.
13-callus (i). (çoğ. -luses) (f). nasır; kırık kemiğin etrafında hasıl olup kaynamasına yardım eden madde; (bot). yaraları onaran doku; (f). nasırlaşmak.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
adlib (f)., (k). dili irticalen söylemek....

animation (i). canlılık, hayatiyet şevk....

depressed (s). basılmış, bastırılmış, indirilmiş; canı sıkılmış, kederli, üzüntülü; miktarı azaltılmış, değeri düşürülmüş....

turret i., mim. ufak kule; ask. döner taret. turret deck den. taret güvertesi. turret gun taret topu. turret lathe torna tez...

loran i. radyo sinyalleri ile gemi veya uçağın yerini tespit eden bir sistem....

biogenesis i., biyol. canlı organizmaların sadece canlı organizmalardan geldiklerine ait kuram....

coroniform (s). taç şeklinde....

tad i., (A.B.D.), k.dili. küçük çocuk....

beaugeste (fr.) bir kimseyi memnun etmek için yapılan hareket veya söylenen söz....

fling flung atmak fırlatmak savurmak: silkinmek: silkmek binicisini üstünden atmak at: öteye beriye sallamak yıkmak düşürmek devirmek çifte atmak: atılmak savurmak küfür dalmak sıçramak fling away dışarı atmak dışarı fırlamak fling off dağıtmak yaymak izini kaybettirmek av defetmek fling out yüzüne karşı söylemek söz fırlatmak

TürkçeEnglish
perde arkası behind the scenes. backstage....

porsiyon helping. serving. portion. go....

har Helicopter Air Rescue....

enjektör injector. nozzle....

kobra cobra....

top Indicates the higher price one is willing to pay for a stock in an order; implies a not held order....

kahvehane coffeehouse....

kararname decree. bylaw....

çiğdem crocus....

Doğulu oriental