| English | Türkçe | | destiny | (i). kader, nasip, kısmet, mukadderat, alın yazısı.... |
| | performance | i. gösteri, temsil; eğlence programı; iş, fiil, amel; eser; huk. ifa, icra, yerine getirme, yapma, çalışma, işleme. b... |
| | duke | (i). dük dukedom (i). dukalık.... |
| | acquit | (f). suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek. acquit oneself görevini yapmak; davranmak hareket etmek. acquit oneself wel... |
| | iconoclasm | i. yerleşmiş geleneklere karşı çıkma; azizlerin resimlerini parçalama. iconoclast i. yerleşmiş gelenekleri hiçe sayan k... |
| | hebe | (i)., (Yu). (mit). tanrıların sakisi olan gençlik ve bahar tannçası.... |
| | auto | (i)., ABD otomobil.... |
| | wondrous | s., z., şaşılacak, acayip, harikulade; z. şaşılacak şekilde. wondrously z. harikulade bir şekilde. wondrousness i. harik... |
| | strident | s. gıcırtılı, tiz, keskin sesli. stridently z. tiz bir sesle.... |
| | psora | bak psoriasis |
|
|