| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | resolved | s. azimli, kararlı; kararvermiş veya verilmiş.... |
| | emunctory | i., s. bedenin ifrazatını dışarı atan uzuv; s. bu gibi fazlalıkları atan.... |
| | remise | i. f. huk.feragat, vaz geçme; f. vaz geçip teslim etmek, feragat etmek.... |
| | molybdenum | i., kim. molibden. molybdenite i., min. doğal molibden disülfidi.... |
| | new-mown | s. yeni biçilmiş (çim).... |
| | footbrake | (i). ayak freni.... |
| | auxiliary | (i)., (s). yardımcı, muavin; gram yardımcı fiil; (s). yedek; yedek motorlu (yelkenli).... |
| | cognize | (f). bilmek, idrak etmek, kavramak; tanımak.... |
| | bluebottle | i. peygamber çiçeği, mavi kantaron, bot. Centauria cyanus; iri mavimsi sinek, kurt sineği.... |
| | prime | kullanıma hazırlamak top veya tüfeğe ağızotu koymak boya astar vurmak talimat vermek ne söyleyeceğini öğretmek şahit içki içirip sarhoş etmek prime the pump tulumbanın silindirine su döküp işlemeye hazırlamak ticareti hızlandırmak için para sarfetmek devletçe |
|
|
| Türkçe | English | | mark | Attention, regard, or respect.... |
| | konuşma bozukluğu | speech defect.... |
| | acılanmak | to become bitter. to turn rancid. to grieve. to be afflicted.... |
| | site | Features of a place related to the immediate environment on which the place is located.... |
| | tanıtma | introduction. presentation. advertising. dash. publicity.... |
| | kımıldatmak | to move slightly. bestir. budge. diddle. move. wiggle.... |
| | otomatik | automatic. robot. self-acting. servo-.... |
| | gönüllülük | readiness. willingness.... |
| | balık | fish. hack. pate.... |
| | vahiy | divine inspiration |
|
|
|