| English | Türkçe |
| resident | s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; ... |
|
| nazi | i. Alman Sosyalist- Milliyetçi partisi üyesi, Hitler taraftarı, Nazi.... |
|
| upsidedown | s., z .tepetaklak olmuş; altüst; z. tepetaklak.... |
|
| olympic | s., i. Mora'da bulunan Olimpya nehrine ait; i., çoğ. olimpiyat oyunları. Olympic games olimpiyat oyunları.... |
|
| petrifaction | i. taş kesilme, taşlaşma; taş kesilmiş şey, fosil. petrifactive s. taş haline getiren.... |
|
| touching | s., edat dokunaklı, içe dokunur, etkili; (edat) -e dayanarak, -e bağlı olarak. touchingly z. dokunaklı bir şekilde.... |
|
| subcaliber | s. topun çapından daha küçük (mermi).... |
|
| snowdrop | i. kardelen, bot. Galanthus nivalis.... |
|
| video | s. televizyonla resim nakline ait .video tape görüntü ve ses kaydeden televizyon bandı.... |
|
| proof | ispat delil kanıt tanıt imtihan tecrübe deneme matb prova ayar alkol derecesi mat sağlama dirençli kuvvetli dayanıklı geçirmez miyar olarak kullanılan belirli ayarda olan artist's proof basma resmin ilk provası proof positive kati delil proof sheet matbaa provası burden of proof huk tartışılan şeyi ispat etme zorunluğu He was proof against bribery Rüşvete boyun eğmedi |
|