| English | Türkçe |
| superabundant | s. pek çok, mebzul, bol, taşkın. superabundantly z. pek bolca.... |
|
| linen | s., i. keten; i. keten kumaş; keten çamaşır; masa örtüleri ve yatak çarşafları.linen draper İng. manifaturacı. wash o... |
|
| adjudicate | (f). hüküm ve karar vermek adjudica'tion (i). hüküm ve karar verme; hüküm. adjudicator (i). hüküm ve karar veren k... |
|
| desirable | (s). arzu edilen, istek uyandıran, çekici, cazip. desirabil ity (i). cazibe, arzu edilir olma, hoşa gitme. desirably (z... |
|
| conclusive | (s). kesin; kati, son, nihai; ikna edici.... |
|
| dew line | Kuzey Amerika'da 70 paralelde bulunan radar istasyonları.... |
|
| malt | i., f. çoğunlukla bira yapmak için çimlendirilmiş arpa, malt; f. arpa veya başka tahıldan malt yapmak, malt veya malt ... |
|
| wax | f. artmak, yükselmek, büyümek, olmak. wax beautiful güzelleşmek. wax eloquent belâgatli konuşmak. wax strong kuvvetle... |
|
| prexy | i., (argo) başkan; rektör.... |
|
| retrospect | geçmiş şeyleri düşünme geçmişe bakış geçmiş şeyleri hatırlamak geçmişi düşünmek retrospec' tion geçmiş şeyleri hatırlama geçmişi düşünme |
|