| English | Türkçe | | bioscope | i. yirminci yüzylın başlarındaki şekliyle sinema oynatma makinası... |
| | haste | (i.) acele, hız, sürat; ivedilik . Haste makes waste. Acele işe şeytan karışır. in haste aceleyle, telâşla; tez olarak ... |
| | schema | i. (çoğ. -mata) plan, tasarı, şema. schemat'ic s. şematik, şema halinde. schematically z. şematik olarak.... |
| | linseed | i. keten tohumu.linseed cake yağı çıkarılmış keten tohumu posası, köftün, keten tohumu küspesi. linseed meal toz hali... |
| | apeak | (z)., (den) dikey olarak, amudi olarak, apiko.... |
| | navicert | i., İng. harp halinde bulunan bir devletin tarafsız bir gemiye verdiği serbest geçiş belgesi.... |
| | furnace | i f ocak, kalorifer ocağı; azap yeri veya vakti; çok slcak yer; f ocakta kızdırmak... |
| | disavow | (f). reddetmek, tanımamak, tekzip etmek, inkâr etmek. disavowal (i). ret, tekzip, inkâr.... |
| | strait | i., s. dar yer, geçit, boğaz; s., (eski) dar. straits i., (çoğ.) boğaz; zor durum. the Straits İstanbul ve Çanakkale B... |
| | splendor , (ıng.) -dour | parlaklık şaşaa nur ihtişam saltanat debdebe tantana |
|
|