 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | tow | i. kıtık.... |
| | bake | (f). fırında pişirmek, kızartmak; ateşte kurutmak. baking (i). fırında pişirme; bir pişim. baking powder krem tartar ve ... |
| | indirect | s. dolaşık, dolambaçlı, doğru olmayan, dolaylı; hile türünden; dolaylslyla olan; doğrudan doğruya olmayan, araçlı. ind... |
| | pacify | f. barıştırmak, uzlaştırmak; yatıştırmak, teskin etmek.... |
| | cement | (i). çimento; tutkal, zamk, macun, çiriş; yapıştırma işinde kullanılan herhangi bir madde; (dişçi). dolgularda kullanıl... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yükselti | elevation. altitude rakım. irtifa.... |
| | püskürük | effusive.... |
| | dinlendirmek | to rest. to let rest. to leave fallow.... |
| | kamaşmak | to be dazzled. to be set on edge.... |
| | ohm | Measure of resistance A resistance of one Ohm allows one ampere to flow when a potential difference of one volt is appli... |
|
|
|
 |
|
 |
|