| English | Türkçe | | clock | (i). çorabın iki tarafında bilekten yukarı doğru çıkan. ajur clocked (s). ajurlu, süslü.... |
| | lactiferous | (s.) süt veren, süt salgılayan, süt taşıyıcı.... |
| | hydrotropism | i., bot. bitkilerin rutubete doğru veya tersine dönme eğilimi, suya doğrulum.... |
| | bogle | i. gulyabani, cin, şeytan.... |
| | masculine | s., i. erkeğe ait; erkeğe mahsus; erkeksi, erkek gibi (kadm); gram eril; i. erkek; gram eril cins; gram eril kelime. m... |
| | bellicose | s. kavgacı, dövüşken, mücadeleci; savaşmayı seven. bellicosely z. dövüşkence.... |
| | jove | i., mit. Jüpiter, baş tanrı. By Jove! İng. Vallahi! Allah Allah! Jovian s. Jüpiter gibi, Jüpitere ait.... |
| | downers | (i)., (çoğ)., (argo). müsekkin, yatıştırıcı maddeler.... |
| | ultimate | s., i. son, nihai, en son, en uzak; esas, cüzlere ayrılmayan, çözümlenemez; müfrit, aşırı; en büyük, en yüksek (kuvvet)... |
| | plank | kalas döşemek tahta kaplamak kızartıp veya haşlayıp servis yapmak dili fırlatmak plank down plank out hemen ödemek |
|
|