eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

Türkçe English
1-barışçılık pacifism.
2-barışmak make peace. make it up. make up. smoke the peace pipe. kiss and make up. make one's peace with. reunite.
3-barışık at peace. reconciled.
4-barışçıl peaceable. peaceful. peace-loving. pacific.
5-barışmak to make peace with one another. to be reconciled. to reconcile with sb. come together. to bury the hatchet.
6-barış peace. peace. reconciliation. concord.
7-barış concord. peace. reconciliation.
8-barış peace. reconciliation. concord.
9-barışçı pacifist.
10-barışçı pacific. pacifist. peaceful.
11-barışçı pacific. pacifist.
12-barışma reconciliation. pacification.
13-barışseverlik peaceableness.
14-barışseverlik pacifism.
15-barıştırma reconciliation.
16-barıştırma conciliation.
17-barıştırmak reconcile. conciliate. pacify. reunite. make peace.
18-barıştırmak reconcile. to reconcile. to conciliate.
19-barıştırmak to reconcile. to make peace among. to effect a reconciliation. conciliate.
20-barışıklık reconciliation. harmony.
21-barışsever pacifist. pacific. peaceful. unwarlike. pacifist.
22-barışsever pacifist. peaceable.
23-barışmak to be reconciled. to make it up. to come to an agreement. to bury the hatchet.
24-barışık at peace. reconciled.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
TURKce englishTr > Eng21:47:58
kaşalotEng > Tr21:01:23
sweetnessEng > Tr11:04:27
a fractional moEng > Tr15:18:37
gerçek aşkTr > Eng15:17:49
seni tatlıTr > Eng15:17:25
seni tatlı şeyTr > Eng15:16:59
referrerEng > Tr21:52:00
referredEng > Tr21:51:40
şöçEng > Tr21:00:18
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
sulfureous s. kükürtlü, kükürt gibi. sulfureously z. kükürtlü olarak....

marl i., f. kireçli toprak, marn; f. kireçli toprakla gübrelemek; den. halat üzerine başka ince halat sarmak. marlaceous (m...

nick f. çentmek, kertik yapmak; kesmek, kırpmak; tam zamanında isabet ettirmek; İng., (argo) yakalamak; çalmak. nick (some ...

interpolate (f.) yazıya kelime veya ibare ilave ederek asıl metni değiştirmek; iki şey arasına başka bir şeyi sokmak; (mat.) ara ...

eminent s. yüksek rutbe sahibi, seçkin, üstün, ünlü, mümtaz, güzide. eminent domain huk. kamulaştırma yetkisi, istimlâk hakkı...

sleek s., f. perdahlı, düzgün, kaygan, ipek gibi parlak; kaypak tavırlı; besili; f. düzgün ve parlak hale getirmek; yatıştır...

lateral (s.), (i.) yana ait; yanal, yanda bulunan; yandan gelen; yana doğru; (i.) yandan biten dal; yana uzanan elektrik teli. ...

histrionicical (s). sahneye ait, aktörlere ait; fazla dramatik; aşırı duygusal. histrionically (z). coşkunlukla, taşkınlıkla. histrio...

cloek (i)., (f). saat, duvar veya masa saati; (f). saat tutmak, saatle öIçmek. eloekmaker (i). saatçi eloekwise (s)., (z). ...

disturb kanştırmak altüst etmek düzenini bozmak rahatsız etmek taciz etmek tedirgin etmek endişelendirmek müteessir etmek üzmek telâşa düşürmek

TürkçeEnglish
amansız grim. merciless. relentless. ruthless. stern. stony. cruel....

sodyum bikarbonat sodium bicarbonate....

üzme affliction....

kireç suyu lime juice....

cıvata bolt. gib. pin bolt....

yapraksı flaky....

le Lesions Number of fish with lesions....

arena A portion of memory shared by OpenGL Performer processes....

Somali somali....

dekalitre decaliter