| English | Türkçe | | eclat | (i). üstün başarı; alkış; şeref, büyük şöhret.... |
| | sumpter | i. yük beygiri.... |
| | jamb | (i.) kapı veya pencerenin dik yanı veya kenar pervazı, süve; (mad.) galeri içinde direk olarak bırakılan maden cevheri... |
| | vista | i. manzara; yaygın görünüş; hayal edilen şeyler silsilesi.... |
| | caseous | (s). peynire ait, peynir gibi.... |
| | sigmoid | s., anat. s harfi şeklindeki, sigmoit, sigmamsı. sigmoid artery anat. kalınbağırsağa kan getiren damarın bir kolu. sig... |
| | coriaceous | (s). kösele gibi, sert; deriden yapılmış.... |
| | lady | (i.) bayan, hanım, kibar kadın, hanımefendi; (b.h.) bir İngiliz asılzadesinin karısı, Leydi; sevilen kadın, sevgili. La... |
| | verism | i. sanat veya edebiyatta gerçekçilik.... |
| | strategical, strategetic | bak strategic |
|
|