| English | Türkçe | | cur | (i). sokak köpeği; alçak adam, it.... |
| | atrocious | (s). çok fena, pek çirkin, iğrenç, menfur; gaddar, zalim, kalpsiz atrociously (z). zalimlikle, gaddarcasına; korkunç... |
| | seaboard | i., s. sahil, kıyı, yalı boyu; s. kıyıya yakın... |
| | above | edat yukarısına, yukarısında, üstüne, üstünde fevkine, fevkinde; -den yukarıya, yukarıda, ustun; daha çok above al... |
| | prow | i. geminin başı, pruva; sivri çıkıntı; (şiir) gemi.... |
| | beam | (f). yaymak, neşretmek; parlamak; yayılmak, intişar etmek; sevinç göstermek (yüz ifadesiyle). beaming s parlak, 1şıl 1ş... |
| | perspiration | i. ter; terleme.... |
| | testaceous | (s.) istiridye veya midye gibi kabuğu olan; (biyol.) kırmızımsı kahverengi. testaceans (i.), (çoğ.) kabuklular.... |
| | exilic | (s.) sürgüne ait, menfaya ait.... |
| | magistracy | hakimlik hakimler bir hâkimin nüfuz bölgesi veya vazifesi |
|
|