eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

Türkçe English
1-arkadaş consociate. friend. pal. buddy. bud. fellow. companion. mate. comrade. associate. bedfellow. brother. chap. chum. compeer. consociate. familiar. feller. helpmate. helpmeet. sidekick.
2-arkadaş ally. associate. buddy. chap. companion. company. comrade. date. fellow. friend. mate. pal. partner.
3-arkadaş friend.
4-arkadaşlar folks.
5-arkadaşlar company.
6-arkadaşlar company.
7-arkadaşlık friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.
8-arkadaşlık amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.
9-arkadaşlık friendship.
10-arkadaşça friendly. pally. comradely. companionate.
11-arkadaş canlısı chummy. companionable. jovial. sociable. social.
12-arkadaşlık etmek to be a friend of. to accompany.
13-arkadaş canlısı one who values friendship.
14-arkadaşça expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.
15-arkadaşlık etmek associate.
16-arkadaşça like friends. in a friendly manner.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
referrerEng > Tr21:52:00
referredEng > Tr21:51:40
şöçEng > Tr21:00:18
yerliTr > Eng14:24:41
yerliEng > Tr14:24:33
kızılderiliTr > Eng14:23:40
kızılderiliEng > Tr14:23:00
I wroteEng > Tr11:55:16
dravEng > Tr12:05:47
terezEng > Tr22:12:05
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
gander i erkek kaz; ABD argo bakış Take a ganderl argo şuna bakıverl...

burden i. esas konu, ana fikir; nakarat. burden of a song bir şarkının nakarat kısmı....

squad i. takım, ekip, küçük grup; birkaç erden meydana gelen asker grubu, müfreze. squad car telsizli polis devriye arabas...

thee (zam.), eski (thou zamirinin i hali) seni, sana; sen....

achilles'tendon (biyol). ökçe veteri, Aşil kirişi....

talking s., i konuşan, konuşabilen; konuşkan; i. konuşma. talking machine eski gramofon. talking point üstünde durulacak nokta...

intercom (i.), (k.dili) dahili telefon sistemi ....

galvanoplasty i galva noplasti, galvanizm ile kaplama usulü...

recrudesce (f.) nüksetmek (hastalık). recrudescent (s.) tekrar vaki olan, nükseden. recrudescence (i.) nüksetme, yeniden gelme....

tepefy ılık yapmak ılıklaşmak ıIımak

TürkçeEnglish
suluk birds' water bowl....

karni gas retort....

arş March....

bale See Bail, v. t., to lade....

geçimsiz cantankerous. difficult. quarrelsome. difficult to get on with. incompatible. tartar....

buradan hence....

yutma absorption. gulp. swallow....

savrulmak to be windowed. to be thrown into the air. to be driven about. to be scattered to be spent prodigally. to swing. to skid...

vantilatör airexhauster. blower. fan. fanner. ventilator....

palaska cartridge belt