| English | Türkçe | | carfare | (i). (otobüste) bilet parası.... |
| | gusset | (i.) köşebent; elbise veya eldivenin üç köşeli peşi,... |
| | raft | i., f. sal; f. sal yapmak; sal ile taşımak; sal kullanmak.... |
| | soutache | i., Fr. sutaşı, suyolu, harç, işlemeli kenar şeridi.... |
| | interrogatory | (s.), (i.) soru türünden, soru belirten, sual ifade eden; (i.), (huk.) yazılı olarak sorulan sorular .... |
| | according | (z). uygun olarak, binaen, göre according as göre, tıpkı, aynen according to göre, nazaran accordingly (z). binaen... |
| | gutter | (i.), (f.) hendek, su yolu, oluk; (f.) hendek açmak, su yolu kazmak; oluk gibi akmak; eriyip akmak (mum).... |
| | hushaby | ünlem Uyu yavrum! Haydi uyu !... |
| | readymix | (s.), ABD sulandırılarak kullanılmaya hazır.... |
| | killjoy | neşe bozan kimse |
|
|