| English | Türkçe | | necropolis | i. eski bir şehrin büyük kabristanı; mezarlık.... |
| | uncinate , uncinal | s., biyol. çengelli, ucu çengel gibi eğik.... |
| | intercom | (i.), (k.dili) dahili telefon sistemi .... |
| | killick | i., den. küçük çapa, özellikle tahta bir kutu içinde çapa yerine denize atılan büyukçe taş.... |
| | heather | (i). süpürgeotuna benzer bir çalı, (bot). Calluna vulgaris; koyu kırmızı renk. bell heather kara süpurgeotu, (bot). Er... |
| | chesterfield | (i). içten düğmeli palto veya pardesü; kanepe.... |
| | swoon | f., i. bayılmak, üzerine baygınlık gelmek; i. bayılma, baygınlık.... |
| | criminal | (s)., (i). suçlu, mücrim, kanuna karşı gelen, kabahatli; müthiş; fahiş ; cani; cezai cinai, ağır cezaya ait; (i). suç ... |
| | macron | i. sesli harfin uzun olduğunu göstermek için üzerine konulan (-) işareti.... |
| | rowel | mahmuz mahmuzlamak |
|
|