| English | Türkçe |
| cashier | (i). veznedar, kasadar, kasiyer.... |
|
| cuneate | (s)., (bot). kama şeklinde.... |
|
| prescription | i. emir, talimat; tıb. reçete; huk. zaman aşımına dayanan hak; devam eden âdet.... |
|
| gleet | i., tıb. cerahatli hafif akıntı (gen. belsoğukluğundan).... |
|
| pale | i. sivri uçlu kazık, parmaklık çubuğu; etrafı parmaklık veya çitle çevrilmiş yer; belirli kimselerin oturmasına tahsis ... |
|
| diopter | (i). merceklerin ışığı kırma kuvvetinin ölçü birimi, diyopter.... |
|
| decumbent | (s)., (bot). yatık; eğilmiş, uzanmış.... |
|
| wildfire | i. söndürülmesi güç ateş. spread like wildfire söndürülmesi imkansız derecede yayılmak.... |
|
| prison | i., f. hapishane, cezaevi; tevkifhane; f. hapsetmek. prison breaker hapishane kaçağı. put in prison hapsetmek.... |
|
| papula | çoğ lae papule çoğ kabarcık |
|