| English | Türkçe |
| inconsiderate | s. düşüncesiz, saygısız; aceleye gelmiş, tedbirsiz. inconsiderately z. düşüncesizce inconsiderateness i düşüncesizlik.... |
|
| jog | f. (-ged,- ging) i. itmek, sarsmak, dürtmek; yavaş ve sakin gezinmek; bir tempoda ilerlemek; i. dürtme; at gibi yürüyer... |
|
| hemisphere | (i). yarıküre hemispher'ic(al) (s). yarıküreye ait.... |
|
| neck | i., f. boyun; boyun gibi şey; iki kara parçasını birleştiren dil, kıstak; boğaz; müz. keman sapı; elbise yakası; f., ... |
|
| obj | (kıs.) object, objection, objective.... |
|
| sickroom | i. hasta odası.... |
|
| cartographer | (i). haritacı, kartograf.... |
|
| cloverleaf | (i). (çoğ. -leafs) yonca yaprağı kavşağı, altlı üstlü geçiş sağlayan kavşak.... |
|
| qed | kıs. quod erat demonstrandum ispatı gereken şey.... |
|
| planetfall | bir gezegene iniş |
|