 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | scandium | i., kim. skandiyum.... |
| | triumph | i., f. zafer alayı; zafer, başarı, muvaffakiyet, galebe; zafer sevinci; f. zafer kazanmak muzaffer olmak, galip gelm... |
| | ice | i., f. buz; dondurma; meyvalı dondurma; buza benzer şey; pasta üstü için krema; argo pırlanta; f. dondurmak; içine buz k... |
| | dis | önek zıt oluş; uzaklaştırma; ayrı; olmayan (olumsuz bir kelimenin anlamını kuvvetlendirici ek); yapılan bir şeyi bozma ... |
| | seclude | f. bir yere kapatıp dışarı salıvermemek, tecrit etmek, ayırmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | telsi | fibrous.... |
| | uzak görüşlü | long sight. long- sighted.... |
| | petrol | In this type of engine, air and petrol are mixed together, then sent to each cylinder, where an electric spark from a sp... |
| | aktarmalı | having a connection.... |
| | temsilcilik | representation. legation.... |
|
|
|
 |
|
 |
|