| English | Türkçe | | unassuming | s. mütavazı, gösterişsiz.... |
| | strain | f., i. fazla gayret etmek; fazla germek, zorlamak, zorlayarak incitmek; burkmak, burkulmak; süzgeçten geçirmek, süzmek;... |
| | hereafter | (z). ileride, bundan sonra. the hereafter öbür dünya, ahret.... |
| | far | (z)., (s). uzak; (s). uzak, uzun,,, daha uzun olan; ilerlemiş. far and away pek çok. far and near, far and wide her yerd... |
| | werewolf | i., Al., mit. kurt şekline girmiş insan; kurt şekline girebilen kimse.... |
| | schlieren | i., çoğ., jeol. volkanik kayalarda görülen asıl kayadan ayrı bir madenden oluşmuş lekeler veya ufak parçalar. schlieric... |
| | broaden | f. genişlemek, genişletmek.... |
| | hairbreadth | (s.), (i.) kıl payı; (i.) kıl kadar mesafe .... |
| | polonium | i., kim. radyoaktif bir eleman, polonyum.... |
| | lawgiver | kanun yapan kimse kanun yapıcısı |
|
|