 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | teston, testoon | (i.) on altıncı yüzyılda kullanılan bir Fransız gümüş parası; aynı yüzyılın İngiliz şilini.... |
| | fluorine | (i)., (kim). flüor.... |
| | botch | f., i. beceriksizce yamamak; kabaca tamir etmek; bozmak; i. kabaca yapılmış yama; beceriksizlik. botchy s. kaba yamalı... |
| | privity | i. gizli bilgi; huk. ortak çıkarlara dayanan ilişki.... |
| | signalize | f. mümtaz hale getirmek, şöhret kazandırmak; dikkatle göstermek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | baklava | rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.... |
| | bileği | hone. grinder.... |
| | iffet | chastity. purity. virtue. modesty.... |
| | ben | beauty spot. mole. ego. i. myself. me.... |
| | asıl | actual. essence. fountain. main. master. original. parentage. seed. virtual. foundation. base. reality. truth. origin. s... |
|
|
|
 |
|
 |
|