| English | Türkçe | | probable | s. olasılı, muhtemel. It is more than probable... Büyük bir ihtimalle... probably z. belki de, galiba.... |
| | helminth | (i). bağırsak solucanı, kurt. helmin'thic (s). solucana ait; solucanı defettiren.... |
| | earthbound | (s). maddi; toprağa sıkıca bağlı.... |
| | action | (i). iş, amel, çalışma, meşguliyet, faaliyet, fiil; hukuk davası; etki, tesir, kuvvet, nüfuz; tiyatro bir oyundaki o... |
| | fit | (s). uygun, münasip, yakışır, yaraşır, Iâyık, elverişli; hazır; zinde, sıhhatli. fit for nothing hiç bir işe yaramaz. f... |
| | separable | (s.) ayrılabilir, tefrik edilebilir. separabil'ity, separableness (i.) birbirinden ayrılabilme. separably (z.) ayrılır... |
| | lawful | (s.) caiz, kanuna uygun, kanuni, meşru. lawfully (z.) kanuna uygun bir şekilde, kanuna göre, kanun gereğince. law fuln... |
| | antihistamine | (i)., (tıb). antıhistamin.... |
| | doom | (f). hüküm vermek, aleyhinde karar almak, mahkum etmek; kötü bir talihi olmak. doomsday bak. domesday.... |
| | bilestone | safra kesesinde meydana gelen taş safra tası |
|
|