| English | Türkçe | | highoctane | (s)., (oto). yüksek oktanlı (benzin).... |
| | gimp | i., argo topallama; topallayan kimse; canlılık, neşe.... |
| | anhelation | (i). nefes darlığı.... |
| | lactoscope | (i.) sütteki yağ miktarını tespit eden alet.... |
| | witness | i., f. şahit, tanık; şehadet, şahitlik, tanıklık; delil, burhan, hüccet, tanıt; f. şehadet etmek, tanıklık etmek; görmek... |
| | fisc | (i). devlet veya hükümdar hazinesi.... |
| | ab | (i). temmuz ortasında başlayan Musevî takvimindeki ay.... |
| | instructive | s. öğretici, eğitici. instructively z. bilgi verici bir şekilde.... |
| | belay | f., den. halatı volta etmek; bağlamak. belaying pin den. armadora çeliği, bağlama direği.... |
| | footless | ayaksız asılsız diliahmak budala |
|
|