| English | Türkçe | | wallow | f., i. çamur içinde yuvarlanmak, ağnamak; kendini sefahate vermek; sallanmadan dolayı zor ilerlemek; i. çamurda yuvarla... |
| | fateful | (s). mukadderatı tayin eden, mukadder, kaçınılmaz; tarihi önem taşıyan; meşum. fatefully (z). kaçınılmaz bir surette, mu... |
| | suspicious | s. şüpheli, şüphe eden, vesveseci; suizan uyandıran, şüphe edilir; şüphelenen. I am suspicious of him. Ondan şüphelen... |
| | panicle | i., bot. birleşik salkım, panikul. panicled, paniculate s. piramit şeklinde çiçeği olan.... |
| | mustache | i. bıyık.... |
| | decentralization | (i). sorumluluğun dağıtılması,bir merkezden idare edilmeyiş.... |
| | crosswind | (i). yandan esen rüzgâr.... |
| | stockpile | i., f. stok edilmiş mal; f. mal alıp stok etmek.... |
| | vanish | f., i. kaybolmak, gözden kaybolmak, yok olmak; uçmak; zail olmak; mat. sıfıra eşitlemek; i., dilb. diftongun daha zayıf ... |
| | pilar | saçlı saçlara ait |
|
|