 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | plumb | f. iskandil etmek, şaküle vurmak, şaküllemek: doğrultmak, düzeltmek; ölçmek, tartmak; en alt seviyesine erişmek; kurşu... |
| | pension | i., f. emekli aylığı; f. emekli maaşı vermek, aylık bağlamak. pension off emekli aylığı bağlayıp işten çıkarmak.... |
| | mutual | s. iki taraflı, karşılıklı; ortak, müşterek. mutual friend müşterek dost. mutual fund bak. fund. mutual insurance kar... |
| | expiration | (i). hitam, son, nihayet; nefes verme.... |
| | semeiology | bak. semiology.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | laterna | barrel organ. hurdy gurdy. music box. musical box. street organ.... |
| | kurşun | lead. bullet. lead seal. leaden.... |
| | kurnaz | cunning. shrewd. astute. tricky. artful. crafty. arch. cagey. calculating. canny. cattish. catty. cute. designing. dodgy... |
| | biriktirme | accumulation.... |
| | liderlik | leadership. leadership qualities.... |
|
|
|
 |
|
 |
|